Makale


Elimi Bırakacağı Güne Hazırlanmak: Kız Babası Olmak

Elimi Bırakacağı Güne Hazırlanmak: Kız Babası Olmak

Kız babası olmanın insana öğrettiği en zor şeylerden biri, sevmenin her zaman yanında tutmak anlamına gelmediğidir. Hatta belki tam tersidir. Bir insanı gerçekten sevmek, bir gün senden bağımsız yaşayabilecek kadar güçlü olmasına yardım etmektir.

Bir kız çocuğu dünyaya geldiğinde babasının hayatına yalnızca yeni bir insan girmez. Zamanın anlamı da değişir. Daha önce yıllarla ölçülen hayat, birden küçük anlarla ölçülmeye başlanır. İlk gülümseme, ilk kelime, ilk adım, ilk kez "baba" deyişi... Başlangıçta bunların hiç bitmeyeceğini sanırsınız. Oysa çocukluk, yaşarken uzun; geriye dönüp bakarken inanılmaz derecede kısadır.

Bir gün elinizi tutarak yürüyen küçücük insanın parmaklarına bakarsınız. O anda farkında değilsinizdir ama hayatınızın en kıymetli dönemlerinden birinin içindesinizdir.

Çünkü o el sonsuza kadar elinizde kalmayacaktır.

Bir Kız Çocuğunun Babasına Güveni

Küçük bir kız için baba çoğu zaman dünyanın güvenli yerlerinden biridir.

Korktuğunda yanına geldiği, yorulduğunda omzunda uyuduğu, düştüğünde kaldıracağına inandığı insandır.

Babanın açısından bunun çok ağır bir anlamı vardır: Bir insan size neredeyse koşulsuz biçimde güvenmektedir.

Bu güven, babalığın en güzel taraflarından biri olduğu kadar en büyük sorumluluklarından biridir.

Çünkü kızınıza yalnızca nasıl davranacağınızı öğretmezsiniz. Farkında olmadan, başkalarının ona nasıl davranmasına izin vermesi gerektiğine ilişkin ilk ölçülerden bazılarını da oluşturursunuz.

Onu dinlediğinizde kendi sözünün değerli olduğunu öğrenir.

Fikirlerine saygı gösterdiğinizde düşüncelerinin önem taşıdığını öğrenir.

Hata yaptığınızda özür dilediğinizde güçlü olmanın hatasız olmak anlamına gelmediğini öğrenir.

Sınırlarına saygı gösterdiğinizde ise sevginin sahip olmak olmadığını öğrenir.

Babalık bazen büyük öğütlerden çok, yıllarca tekrar edilen küçük davranışlarla öğretilir.

Koruma İçgüdüsünün Zor Sınavı

Kız babası olmanın belki de en güçlü duygularından biri koruma isteğidir.

İnsan ister ki çocuğunun canı hiç yanmasın.

Kimse onu üzmesin.

Hayal kırıklığı yaşamasın.

Yanlış insanlarla karşılaşmasın.

Başarısız olmasın.

Fakat hayat böyle değildir.

Daha önemlisi, iyi babalık da çocuğun önündeki bütün acıları temizlemek değildir.

Çünkü bütün engelleri kaldırılmış bir çocuk, kendi engellerini aşmayı öğrenemez.

Bu nedenle babalığın zamanla değişmesi gerekir.

Küçükken düşmesin diye elinden tutarsınız.

Biraz büyüdüğünde düştüğünde kalkabilsin diye yanında durursunuz.

Daha sonra ise düştüğünü belki size söylemeden kendi başına kalkmasını kabul etmek zorunda kalırsınız.

İşte babalığın en zor dönüşümlerinden biri budur:

Koruyan babadan güvenen babaya dönüşmek.

Bir Gün Artık Her Şeyi Anlatmayacak

Çocuklukta babalar kızlarının dünyasının büyük bir bölümünü bilir.

Arkadaşlarını bilirler.

Neye üzüldüğünü bilirler.

Neyi sevdiğini bilirler.

Gününün nasıl geçtiğini bilirler.

Sonra dünya genişlemeye başlar.

Yeni arkadaşlıklar, düşünceler, hayaller ve belki aşklar ortaya çıkar.

Ve baba yavaş yavaş kızının hayatının merkezinden çekilmeye başlar.

Bu kötü bir şey değildir.

Tam tersine, sağlıklı büyümenin sonucudur.

Ama yine de insanın canını hafifçe acıtır.

Bir zamanlar her sorusunun cevabını sizde arayan çocuk, kendi cevaplarını bulmaya başlamıştır.

İşte burada babanın önünde önemli bir tercih vardır:

Kızının hayatını yönetmeye devam etmeye çalışmak veya onun kendi hayatının öznesi olmasını kabul etmek.

Sevginin olgunlaşmış biçimi ikincisidir.

Kızını Kendine Değil, Hayata Hazırlamak

Bir babanın kızına verebileceği en büyük armağanlardan biri bağımsızlıktır.

Kendi parasını kazanabilmesi.

Kendi kararlarını verebilmesi.

Yanlış karar verdiğinde sonuçlarıyla başa çıkabilmesi.

"Hayır" diyebilmesi.

Haksızlığa itiraz edebilmesi.

Sevdiğinde özgürce sevebilmesi, fakat sevilmediği yerde kalmak zorunda olmadığını bilmesi.

Kendisini başka bir insan üzerinden tanımlamaması.

Bir babanın görevi kızının bütün kararlarını vermek değildir.

Onun, babası yanında olmadığında da doğru olduğunu düşündüğü şeyi savunabilecek bir insan olmasına yardım etmektir.

Çünkü baba her zaman yanında olamayacaktır.

Babalığın belki de en acı gerçeklerinden biri budur.

Bu nedenle çocuğa bırakılabilecek en büyük miras sürekli koruma değil, kendi kendisini koruyabilecek bir kişiliktir.

Sonra Fotoğraflar Kalıyor

Çocuk büyürken zamanın geçtiğini tam olarak fark etmiyoruz.

Çünkü değişim her gün çok küçüktür.

Sonra yıllar önce çekilmiş bir fotoğraf karşınıza çıkar.

Kucağınızda küçücük bir kız çocuğu vardır.

Saçları farklıdır.

Yüzü farklıdır.

Size sarılışı bile farklıdır.

Fotoğrafa baktığınızda tuhaf bir şey hissedersiniz.

Fotoğraftaki çocuk artık yoktur.

Aynı insan hâlâ hayatınızdadır; fakat onun o hâli zamanın içinde kalmıştır.

İşte ebeveynliğin kendine özgü hüznü burada saklıdır:

Çocuğunuzu kaybetmezsiniz ama onun her yaşına sırayla veda edersiniz.

Üç yaşındaki kızınız gider.

Yedi yaşındaki gelir.

Sonra o gider.

On iki yaşındaki gelir.

Derken genç bir kadın karşınızda durur.

Siz bütün bu insanları sevmişsinizdir.

Oysa hepsi aynı kişidir.

Elimi Bırakacağı Gün

Sonunda kızınızın elinizi bırakmasını istemeniz gerekir.

Çünkü hiç bırakmıyorsa, onu hayata yeterince hazırlayamamış olabilirsiniz.

Kendi yolunu seçmesini,

kendi hayatını kurmasını,

kendi yanlışlarını yapmasını,

kendi başarılarını kazanmasını istemeniz gerekir.

Belki sizden çok farklı düşünecektir.

Belki sizin seçmeyeceğiniz bir mesleği seçecektir.

Belki başka bir şehirde yaşayacaktır.

Belki dünyaya sizin baktığınız gibi bakmayacaktır.

İşte o zaman babalığın gerçek sınavlarından biri başlayacaktır:

Kendi yetiştirdiğiniz özgür insanın sizden farklı olma özgürlüğünü kabul etmek.

Çünkü çocuk yetiştirmenin amacı kendimizin küçük bir kopyasını üretmek değildir.

Bir insanın kendisi olmasına yardımcı olmaktır.

Babalığın Büyük Paradoksu

Kız babası olmanın içinde çok güzel fakat biraz acımasız bir paradoks vardır.

Yıllarca sizi daha az ihtiyaç duyacağı güne hazırlarsınız onu.

Yürümeyi öğretirsiniz ki elinizi bırakabilsin.

Konuşmayı öğretirsiniz ki kendi sözünü söyleyebilsin.

Düşünmeyi öğretirsiniz ki sizin fikirlerinizi bile sorgulayabilsin.

Güçlü olmasını istersiniz ki siz olmadığınızda da ayakta kalabilsin.

Ve sonunda bütün bunları başarırsa biraz hüzünlenirsiniz.

Çünkü babalığın başarısı, bir bakıma kendi vazgeçilmezliğinizi ortadan kaldırmaktır.

Fakat belki sevginin en saf biçimlerinden biri tam olarak budur.

"Benimle kal" demek yerine,

"Ben olmadan da güçlü ol" diyebilmektir.

Bir gün o küçük el elinizden ayrılacaktır.

Belki başka bir insanın elini tutacaktır.

Belki kendi çocuğunun elinden tutacaktır.

Belki dünyanın başka bir yerinde, sizin hiç görmediğiniz bir hayat kuracaktır.

O gün geldiğinde yapabileceğiniz en güzel şey onu geri çağırmak değil, arkasından güvenle bakabilmektir.

Çünkü kız babası olmak, yalnızca bir kız çocuğunu büyütmek değildir.

Bir insanı özgürlüğüne hazırlarken, kendinizi de onun özgürlüğüne hazırlamaktır.

Ve belki babalığın en duygusal cümlesi şudur:

Bir zamanlar düşmesin diye elinden tuttum. Şimdi ise uçabilsin diye elini bırakmayı öğreniyorum.



Adem Bilgin



Okunma Sayısı: 98

216.73.216.45

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Whatsapp  Destek
Whatsapp Destek