Makale


Yerli ve Milli Siberkapitalizmin Kölesi mi Olacaksın, Küresel Siberkapitalizmin Kölesi mi?

Kapitalizm Yeni Bir Evreye mi Girdi?

Yirminci yüzyılın büyük ideolojik tartışmaları kapitalizm ile sosyalizm arasındaydı. Bugün ise dünya farklı bir dönüşüm yaşamaktadır. Artık yalnızca kapitalizmi değil, kapitalizmin yeni bir evresini tartışıyoruz.

Sanayi kapitalizminin temel üretim araçları fabrikalar, makineler ve fiziki sermayeydi.

  1. yüzyılda ise üretim araçları değişmiştir.

Veri merkezleri...

Bulut altyapıları...

Yapay zekâ modelleri...

Algoritmalar...

Dijital platformlar...

Sosyal ağlar...

Artık üretim yalnızca fabrikalarda değil, veri akışlarında gerçekleşmektedir.

Bu nedenle içinde yaşadığımız sistemi yalnızca kapitalizm olarak tanımlamak giderek yetersiz kalmaktadır.

Belki de artık doğru kavram Siberkapitalizmdir.

Siberkapitalizm Nedir?

Siberkapitalizm, ekonomik değerin temel olarak veri, algoritma, dijital platformlar ve yapay zekâ sistemleri üzerinden üretildiği yeni kapitalizm evresidir.

Sanayi kapitalizminde sermaye, üretim araçlarının sahibiydi.

Siberkapitalizmde ise sermaye;

sahibidir.

Bu nedenle artık en değerli şirketler petrol üretmeyebilir.

Çelik üretmeyebilir.

Otomobil üretmeyebilir.

Buna rağmen dünyanın en büyük ekonomik güçleri hâline gelebilirler.

Çünkü yeni üretim aracı veri olmuştur.

Sorun Sermayenin Milliyeti Değildir

Siyasal tartışmalarda sıkça duyduğumuz soru şudur:

"Yerli ve milli sermaye mi, küresel sermaye mi?"

Bu soru eksiktir.

Çünkü sermayenin pasaportu, sermayenin doğasını değiştirmez.

Bir dijital platformun merkezi İstanbul'da da olabilir.

Kaliforniya'da da olabilir.

Şanghay'da da olabilir.

Eğer aynı platform;

ortaya çıkan yapı, milliyetinden bağımsız olarak aynı üretim mantığını sürdürmektedir.

Yerli siberkapitalizm ile küresel siberkapitalizm arasındaki fark çoğu zaman sermayenin dili ve bayrağıdır.

Sermaye-emek ilişkisi ise büyük ölçüde aynı kalabilir.

Siber Ağalık

Feodal çağın ağası toprağa sahipti.

Sanayi kapitalizminin patronu fabrikaya sahipti.

Siberkapitalizmin ağası ise;

sahiptir.

Ben bu yeni egemenlik biçimini Siber Ağalık olarak adlandırıyorum.

Siber ağa artık yalnızca üretimi değil;

görünürlüğü,

iletişimi,

alışverişi,

bilgiyi,

hatta toplumsal dikkati yönetmektedir.

Çünkü dijital çağda en kıt kaynak para değil, dikkattir.

Dikkati yöneten, ekonomiyi de yönlendirmektedir.

Yeni Proletarya Kimdir?

Sanayi kapitalizminde işçi emeğini satıyordu.

Siberkapitalizmde ise insanlar yalnızca emeklerini değil;

verilerini,

alışkanlıklarını,

sosyal ilişkilerini,

tercihlerini,

konum bilgilerini,

davranış modellerini

de sürekli üretmektedir.

İlginç olan ise şudur:

Birçok kullanıcı bunun farkında bile değildir.

Eskiden fabrikalarda artı değer üretiliyordu.

Bugün ise dijital platformlarda veri üzerinden yeni artı değer üretilmektedir.

Kullanıcı hem müşteri, hem işçi, hem de hammaddedir.

Belki de siberkapitalizmin en büyük başarısı budur.

Üretim sürecine katılan insanların önemli bir bölümü kendilerini üretimin parçası olarak bile görmemektedir.

Dijital Bağımlılık

Geçmişte köylü toprağa bağlıydı.

İşçi fabrikaya bağlıydı.

Bugün ise birey platformlara bağlıdır.

Mesleği platform belirleyebilir.

Geliri platform belirleyebilir.

Görünürlüğü platform belirleyebilir.

Hatta hangi haberleri göreceğini bile algoritmalar belirleyebilir.

Bu nedenle dijital bağımlılık yalnızca ekonomik değildir.

Bilişseldir.

Kültüreldir.

Siyasaldır.

Gerçek Tartışma

Bu nedenle bence yanlış soruyu soruyoruz.

Sorun;

yerli sermaye mi,

küresel sermaye mi,

değildir.

Asıl soru şudur:

Ekonomik ve dijital güç kimde yoğunlaşmaktadır?

Bu güç nasıl denetlenmektedir?

Toplumsal olarak nasıl paylaşılmaktadır?

Veri üzerinde kim egemendir?

Algoritmaları kim yazmaktadır?

Yapay zekânın kurallarını kim belirlemektedir?

Bu sorular cevaplanmadıkça yalnızca sermayenin milliyeti değişecektir.

Bağımlılık ilişkileri ise aynı kalacaktır.

Sonuç

Yerli siberkapitalizm de küresel siberkapitalizm de aynı temel mantık üzerine kurulabilir:

Sermaye yoğunlaşması.

Veri yoğunlaşması.

Algoritmik güç yoğunlaşması.

Dolayısıyla gerçek özgürleşme, yerli bir dijital sermaye grubunun küresel bir dijital sermaye grubunun yerini alması değildir.

Gerçek özgürleşme, ekonomik ve dijital gücün demokratik denetime açık olduğu; verinin, algoritmaların ve dijital altyapıların toplum yararını önceleyen kurallar çerçevesinde yönetildiği bir düzenin kurulmasıdır.

21. yüzyılın temel siyasal sorusu artık "Kapitalizm mi, sosyalizm mi?" sorusundan önce şudur:

Siberkapitalizmin öznesi mi olacağız, yoksa onun algoritmik tebaası mı?



Adem Bilgin



Okunma Sayısı: 164

216.73.216.45

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Whatsapp  Destek
Whatsapp Destek