Makale


Georgescu Roegen ve Kapitalist Ekonometrinin Termodinamik Eleştirisi

Kapitalist Ekonometrinin Termodinamik Eleştirisi

İktisat Denklemleri Enerjiyi Neden Görmez?

Modern ekonomi bilimi, matematiksel modeller ve ekonometrik analizler sayesinde büyük bir analitik güce ulaşmıştır. Büyüme oranları tahmin edilmekte, enflasyon modellenmekte, yatırım davranışları açıklanmakta ve kamu politikalarının etkileri istatistiksel yöntemlerle ölçülmektedir.

Ancak burada çoğu zaman gözden kaçan temel bir soru vardır:

Ekonometrik modeller gerçekten fiziksel dünyanın yasalarına uygun mudur?

Çünkü ekonomi yalnızca para akışlarından oluşmaz.

Her ekonomik faaliyet aynı zamanda;

Buna rağmen iktisat modellerinin önemli bir bölümü ekonomiyi fiziksel evrenden bağımsız, kendi içinde işleyen kapalı bir değişim sistemi gibi ele almaktadır.

İşte termodinamik eleştirisi tam da bu noktada başlamaktadır.

Ekonomi Fizikten Bağımsız Değildir

Termodinamiğin Birinci Yasası, enerjinin yoktan var edilemeyeceğini ve vardan yok edilemeyeceğini söyler.

İkinci Yasa ise her enerji dönüşümünün kullanılabilir enerjiyi azalttığını, yani entropiyi artırdığını ifade eder.

Bu yasalar yalnızca fizik laboratuvarları için değil, ekonomik sistemler için de geçerlidir.

Bir otomobil fabrikası,

bir çimento tesisi,

bir veri merkezi,

bir tarım işletmesi,

hatta dijital ekonomi bile,

enerji dönüşümü olmadan var olamaz.

Dolayısıyla ekonomi, fizik yasalarının dışında çalışan soyut bir mekanizma değildir.

Ekonomi, biyosfer içinde faaliyet gösteren enerji ve madde dönüşüm sistemidir.

Kapitalist Ekonometri Ne Ölçüyor?

Modern ekonometri çoğunlukla;

arasındaki ilişkileri modellemektedir.

Bu modellerin çoğu istatistiksel olarak güçlü olabilir.

Ancak şu soru sorulmalıdır:

Enerji nerede?

Entropi nerede?

Doğal sermayenin tükenmesi nerede?

Bir üretim modeli istatistiksel olarak başarılı olabilir.

Ancak eğer kullandığı enerji kalitesindeki azalmayı, ekosistem hizmetlerindeki kaybı veya doğal sermayenin amortismanını açıklayamıyorsa, fiziksel gerçekliğin yalnızca bir bölümünü modellemektedir.

Nicholas Georgescu-Roegen'in Uyarısı

Bu eleştirinin en önemli temsilcilerinden biri olmuştur.

Georgescu-Roegen, ekonominin termodinamik yasalardan bağımsız düşünülemeyeceğini savunmuş ve özellikle İkinci Termodinamik Yasası'nın ekonomik büyüme teorileri açısından taşıdığı önemi vurgulamıştır.

Ona göre ekonomik üretim, yalnızca sermaye ile emeğin birleşmesi değildir.

Her üretim süreci aynı zamanda düşük entropili doğal kaynakların yüksek entropili atıklara dönüşümüdür.

Bu nedenle ekonomik büyüme sonsuz bir matematiksel fonksiyon olarak değil, biyofiziksel sınırlar içerisinde değerlendirilmelidir (Georgescu-Roegen, 1971).

Üretim Fonksiyonunun Eksikliği

Klasik üretim fonksiyonları çoğunlukla sermaye (K), emek (L) ve bazen teknolojiyi (A) temel değişkenler olarak kullanmaktadır.

Fakat bu yaklaşımın önemli bir eksikliği vardır.

Enerji, doğal sermaye ve entropi çoğu zaman modelin merkezinde değildir.

Oysa fiziksel gerçeklik açısından her üretim süreci enerji dönüşümüdür.

Enerji olmadan üretim olmaz.

Madde olmadan üretim olmaz.

Ekosistem olmadan enerji ve madde akışları sürdürülemez.

Dolayısıyla ekonomik modellerin biyofiziksel temellerle yeniden ilişkilendirilmesi gerekmektedir.

Kapitalist Ekonometriden Ekolojik Ekonometriye

Buradan hareketle yeni bir araştırma alanı önerilebilir:

Ekolojik Ekonometri.

Ekolojik ekonometri, yalnızca ekonomik değişkenler arasındaki ilişkileri değil;

ekonometrik modellerin ayrılmaz bileşenleri olarak ele almalıdır.

Böyle bir yaklaşım, ekonomik büyümenin yalnızca parasal değil, biyofiziksel maliyetlerini de ölçmeyi mümkün kılacaktır.

Yeni Bir Ekonomik Paradigmaya Doğru

Termodinamik eleştirisi, ekonometriyi reddetmez.

Tam tersine, onu fiziksel gerçeklikle daha uyumlu hâle getirmeyi amaçlar.

İktisat, matematiksel doğruluğu kadar biyofiziksel doğruluğu da önemsemek zorundadır.

Çünkü istatistiksel olarak anlamlı bir model, fiziksel olarak sürdürülemez bir sistemi açıklıyor olabilir.

İşte bu nedenle geleceğin ekonomisi yalnızca daha gelişmiş ekonometrik tekniklere değil, daha gerçekçi ontolojik varsayımlara da ihtiyaç duymaktadır.

Sonuç

Kapitalist ekonometrinin temel başarısı ekonomik ilişkileri matematiksel olarak açıklayabilmesidir.

Ancak temel eksikliği, ekonomiyi çoğu zaman enerji ve madde dönüşüm sisteminden kopuk ele almasıdır.

Oysa insan ekonomisi, biyosferin dışında değil, onun içinde faaliyet gösteren açık bir termodinamik sistemdir.

Bu nedenle ekonomik modellerin yalnızca fiyatları, faiz oranlarını ve üretimi değil; enerji akışlarını, entropiyi, doğal sermaye kaybını ve ekosistem işlevlerini de sistematik biçimde içermesi gerekmektedir.

En önemli iktisat sorusu artık "Ekonomi nasıl büyür?" değildir.

Daha temel soru şudur:

Ekonomi, termodinamiğin yasalarına aykırı olmadan nasıl sürdürülebilir biçimde var olabilir?

Bu soruya verilecek cevap, yalnızca ekolojik ekonominin değil, geleceğin ekonometrisinin de yönünü belirleyecektir.

Kaynakça (APA 7)



Adem Bilgin



Okunma Sayısı: 142

216.73.216.45

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Whatsapp  Destek
Whatsapp Destek